Biz sanatkarlara sahip çıkılmadı! “Esas mesele üretene, sanatkara sahip çıkmaktır”

67 yaşındaki ayakkabı ustası Muammer Yerlikaya, 51 senedir ayakkabı imalathanesinde el emeği ile çalışarak sanatıyla ayakta durma savaşı veriyor.

Büyük balık küçük balığı yutar misali fabrikaların çoğalarak seri üretime geçilmesi ile el emeği ile yoktan var eden sanatkarlardan sadece birisi Muammer Yerlikaya. İlimizde meslekte yarım asırı deviren ayakkabı ustası Muammer Yerlikaya mesleğini severek yapmasına rağmen  ayakkabı üretiminden vaz geçerek kara lastik satışına başladı.

“Fabrikalar çıktı sanatkarların işi bitti.  Biz sanatkarlara sahip çıkılmadı! Bizler esnaf değiliz bizler sanatkarız! Esnafa sahip çıkılmakla olmuyor. Esas mesele üretene sanatkara sahip çıkmaktır”  diyen Yerlikaya çok sevdiği mesleğine  11 yaşında başladığını söyledi.  Sanatında yarım asırı devirdiğini söyleyen Yerlikaya en çokta sanatkarlara sahip çıkılmağı için  mesleğin öldüğünü belirtti.

Yerlikaya ile yaptığımız röportaj şöyle:

Yarım asırı geride bıraktım

 “Özgür Kundura İş Yeri Sahibi Şehitlik Köyü nüfusuna kayıtlı Gençağa çocuklarından  ben Muammer Yerlikaya. 67 yaşındayım.  1970 yılında ayakkabıcılığa başladım. Bugün 2021 tam 51. senem. Yarım asırı geride bıraktım. Ama mesleğimiz öldüğü için ne yazık ki mesleğimi yapamaz oldum. Gördüğünüz gibi lastik işine döndüm. Hazır satıyorum. İmalat hane öldü. Benim yaptığım işi bir görseniz. Bu deriden yaptığım ayakkabılar, botlar artık tarih oldu.  Eskiden folklor ekibine çizme yapardım hakiki deriden. Ama şimdi bu iş bitti. Zaman esnafı hele de sanatkarı bitirdi. Şimdi pandemi de gelip geçicidir esnaf yine de hayatına devam eder de biz sanatkarlara sahip çıkılmadı. Türkiye’de meslek sahibi olan insanlara acıyorum.  Büyük kuruluşlar kurulunca ufak iş yerleri kapandı. Büyük balık küçük balığı yutar misali. Dönem mi böyle zaman mı böyle bilmiyorum. Ama gün gelecek her şey eskiye dönecek.  Eski günleri arar hale geleceğiz.  O zaman da benim gibi sanatkarlar tarih olmuş olacağız. Şimdikiler bizleri bulamayacak. Ben rahmetli Hüsni Cebeci’den yetişme ustayım. Çok eski bir ayakkabıcıydı Cebeci. Yani 1930’ların ayakkabıcısıydı. Ben yanında çırak olarak başladım ilk okulu bitirdim yanına girdim.  Meslekte yarım asırı devirdim.

Bu mesleği oğluma da öğretmiştim. Ama şuan  o mesleği bıraktı. Koşullar bunu gerektirdi.

Meslekte para yok ki!

Bugün devlet bizi desteklemeli. Bizden medet beklememeli. Devlet bizden vergi alıyor. Kira alıyor.  Elektrik ücreti ödüyoruz. Veriyoruz da veriyoruz. Ama ürettiğimiz bir ayakkabıyı da satamayınca da zarar ediyoruz.

Çünkü burada bir emek var. O ayakkabıyı ayakkabıya çevirmek için bir emek gerekiyor. O emeğin karşılığında deriye para vereceksin topuğuna para vereceksin yani bunları da üretmek için belirli aşamalardan geçmek gerekiyor.  Belirli aşamalardan geçtikten sonra da para etmiyor!   Bundan 10 sene evvel 100 liraya yaptığım ayakkabı düşünün ki etin kilosu o zaman 10 lira idi. Bugün  ben diyorum ki bu ayakkabı 100 liradır. Ancak müşteriler diyor ki “100 lira çok. Dört günlük yevmiyem”  Kardeşim ben de diyorum ki bir sanatkarında yevmiyesi 300 lira. Ama bir ayakkabıyı bir günde çıkaramıyorum. Bunu 100 liraya satsam da  yevmiyemin üçte biri.  Bunun malzemesi var. Bu taban para, derisi para. Onun için sahip çıkılmayan mesleği niye yapayım?

Makineleştikçe bizim de işlerimiz ölüyor

Büyük fabrikalar günde 1000 çift ayakkabı çıkarıyor. Ayakkabı başına 1 lira işçilik koysa yetiyor. Çünkü hep makinelerden geçerek ayakkabı üretiliyor. Makineleştikçe bizim de işlerimiz ölüyor.  Bana diyecekler ki hazır ayakkabı ile onun kalitesi bir mi? Hayır. Ben bu ayakkabıya 5 sene garanti veririm.  Ama fabrika bir gün garantisi yok.  Aşağı yukarı 10 senedir harcı borcunu korutmadığı için ayakkabı üretimini bıraktım.  Kurtarmıyor ne yazık ki kurtarmıyor.

6 tane büyük makinem boş duruyor. Dükkanda duruyor. Makineler benim hayatım. İnanın ki ben 2006 ‘da emekli olurken 25 bin TL kredi çektim de BAĞKUr’umu ödeyip emekli oldum. Sanatkar bu halde!

Ben sanatkarım esnaf değilim

 Ben yoktan üreten bir kişiyim. Bana devlet sahip çıkacak. Mesela marangozun eline bir tomruk verirsin onu her şekle dönüştürür. Bir figür yaratır. Büyük mağazalar öyle değil. Biz esnaf değiliz.  Toptancısı da esnaf, marketlerde esnaf ama bizler sanatkarız biz esnaf değiliz. Bir yoktan var edeniz üreteniz.  Sanatkar sanatkardır o ayrı konu.

Yeni  ayakkabılar 30 TL 50 TL. Sanatkar bu ayakkabıyı yaptıklarında altı deri üstü deri. O 50 TL’lik ayakkabıların altını da tamir etmeye değmiyor. Gidiyorlar yenisini alıyorlar.  Suni deri deyince Avrupa deri akla gelmesin. Avrupa ile alakası yok. Resme sandalyeye döşeme yapılıyor ya o malzemeden kullanıyorlar. Getiriyorlar insanlara yok fiyatına satıyorlar. Adi plastik ayakkabıları satıyorlar. O ayakkabılarda iki güne yırtılıyor. Onun için sanatkarın yaptığı mal her zaman kalitelidir. Onun için bizlerin değerini bilmeleri gerekiyor. Sanatkarın yaptığı ile fabrikanın yaptığı hiçbir zaman bir kefeye koyulmaz.

Bu mesleği maalesef severek yaptım. Ben okumadım. Okuldan kaçardım ayakkabıcıya işi öğrenirdim.  Okul okumadım. Ben ayakkabıcı olmayı istiyordum. Nihayetinde de oldum. Sanatkar oldum” dedi. 

Ayrıca Kontrol Edin

YUSUFELİ BELEDİYESİ 2021 YILI İLK MECLİS TOPLANTISI YAPILDI

Yusufeli Belediyesi Ocak ayı olağan Meclis toplantısı, Belediye Başkanı Eyüp Aytekin başkanlığında 5 Ocak Salı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir