Kadın cinayetlerini konuştu

Artvin Barosu Başkan Yardımcısı ve Artvin Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Handan Demiral Almalı, Artvinli TV’de Türkiye’de yaşanan kadın cinayetleri, kadın mücadelesi ve kadın hakları üzerine bir program gerçekleştirdi.

Artvin Barosu Başkan Yardımcısı ve Artvin Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Handan Demiral Almalı programda kendisine yöneltilen soruları cevaplayarak kamuoyunu bilgilendirdi. Programın detayları şöyle:

“2020 yılı içerisinde 320 kadın erkekler tarafından katledildi. Kadın cinayetinin ve Türkiye’de görülen erkek şiddetinin temel nedeni size göre nelerdir?

Erkek şiddetine baktığınız zaman temelde hem sosyal hem ailevi nedenler, geleneklerin öne çıkıp ağır bastığını görüyoruz. Açıkçası ben bu konuda uzman veya sosyal bilimci değilim ya da psikolojik olarak öyle bir eğitimim yok, hukukçuyum.

Ama 25 Yıldır sahada çalışan ve gelen vakalar tarafından edindiğim tecrübeye bakarak sonuç itibariyle müdahale edebileceğimiz bir alan, size bunları sayabilirim. Eğitim düzeninde önemine her zaman değinilir ama açıkçası sonuçlara baktığınız zaman her eğitim düzeyinden şiddete uğrayan kadınların olduğunu görüyoruz sadece eğitimi olmayan bölgelerde veya Türkiye’deki coğrafi şartlara baktığımızda belli yer belli kesimler veya eğitim düzeyi bunda çok etkili olmuyor. Hatta size şöyle söyleyeyim eğitimli insanların belki rakamlara ya da istatistik sonuçlara yansıması daha doğru oluyor çünkü işte eğitimli bir kadının ben eşimden şiddet gördüm demesi eğitimsiz bir kadına göre biraz daha zor çünkü onun üzerinde ki sosyal baskılar diğer kadına göre daha zor paylaşılması da daha zor şöyle düşünün hakim bir kadının ben şiddete uğradım deyip bir başvuruda bulunması emin olun normal bir ev hanımına göre çok daha zor ve çok daha meşakatli bir süreç. Bu süreçte şunu paylaşmak isterim kadın eğitimleri ve hakları konusundaki çalışmalarımıza ilk başladığımız

zaman özellikle covid güçlerindeki jandarma ve emniyette bulunan çalışanların

hanımları şiddete sanılabilenden çok daha fazla maruz kaldığı ancak bunu hiçbir zaman dile getiremediklerini de maalesef acıyla gördük, temel nitelikler olarak bunları sıralayabiliriz.

Mart ayının ortasından itibaren yani yaklaşık 10 aydır covid 19 süreci ile birlikte bir pandemi sürecindeyiz, hepimiz evlere kapandık kadınlarında bu süreçte ev yükü arttı bu koşullarda ev içi emek yükü artan kadınlarında daha fazla erkek şiddetine maruz kaldığını gördük. Erkekler tarafından katledilen 300 kadının %60 ı evlerinde öldürüldü. Bu alana sıkışmış kadınların erkek şiddetinin artmasının sebepleri neler sizce?

Yine dediğimiz gibi bu yaşanan pandemi süreci herkes için zor bir süreç çünkü insanları depresyona sokabiliyor fakat evde bu şiddete maruz kalmalarının şöyle bir açıklaması var genelde şiddete, cinsel saldırıya uğrayan kadınların %75’i yakınları tarafından öldürülüyor, yabancılar tarafından değil. Tabi yakınları ve tanıdıkları tarafından maruz kaldıkları ve şuanda pandemi sebebiyle belirli yasaklamalar olup herkes evine kapandığı için doğal olarak yakınlarından gelen saldırılarda bu kapanma döneminde ev ortamında meydana geliyor o yüzden sürekli evde olmasının sebebi budur ve pandemi sürecinin buna ekstra bir katkısı vardır.


Kadın mücadelesi ve İstanbul sözleşmesine dair neler söylemek istersiniz?
Kadın mücadelesini gerçekten toplumsal hareketler olarak baktığımız zaman en çok başarıya ulaşmış olan hareketlerden biri olarak görüyorum. Kadın hareketleri 17. ve 18.yüzyıldan özellikle birtakım sokak hareketlerinin başlamasıyla her zaman bir sonuca ulaşmış ve belgeye bağlanmıştır. Türkiye’de de İstanbul sözleşmesi 2014 yılında yürürlüğe giren bir anlaşma ve o dönemin iktidarı tarafından da büyük destekle İstanbul’da imzalandığı için adını oradan alan çok önemsediğim ve kadın hareketinde de çok önemli olan bir sözleşmedir. Sözleşmenin önemini şöyle dikkat çekmek isterim yazılı olan bütün hukuku formlar, metinler ya da kadın sorunlarını çözmeye yönelik olan hukuki argümanlar ancak kadına yönelik şiddet, saldırı buna yönelik eylem çıktıktan sonra bunu cezalandırmaya yönelik olarak düzenlenen hukuki normlardır. Evet son zamanlarda çıkan kanunlarla koruyucu önleyici tedbirlerde var ama genelde hukuki normlar sonuçları tedavi etmeye ya da pansuman etmeye yöneliktir. İstanbul sözleşmesinin bütün diğer sözleşmelerden önemi, sorun ortaya çıkmadan önce önlemektir. Şiddeti doğuran sebepleri ortadan kaldırmaya yönelik olarak, taraf ve üye olan devletlere, birtakım sorumluluklar yüklemesi, toplumsal alanda, evde, sokakta, okulda her türlü alanda kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devleti bu konuda gerekli olan bütün mekanizmaları harekete geçirmesi yönünde sorumluluklar yüklüyor. O yönden diğer hukuki argümanlardan çok daha önemli, çok daha devrim yaratacak nitelikli bir sözleşmedir ve en büyük önemi de buradadır.

Son zamanlarda kullanılmaya başlanan bir telefon uygulaması var, KADES hakkında bize bilgi verir misiniz?

KADES Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bir akıllı programı, bütün akıllı telefonları olan ya da bu mağduriyeti yaşadığını düşünen herkes bu uygulamadan faydalanabilir. Bu uygulamadan sonra tek bir tuşa dokunduğunuz zaman emniyet birimlerinde o buton aktifleşiyor ve müdahale etmeleri çok daha hızlı oluyor zaman kaybetmemiş oluyorlar.


6284 sayılı kanunları hakkında ve kadın hakları Türkiye anayasasında nerede bilgi verir misiniz?
6284 kanunu ailenin korunmasıyla ilgili kanun, revize edilmiş bir kanundur çünkü normalde ailenin korunmasıyla ilgili kanun 1998 yılında daha önce 4320 sayılı kanun olarak bu zaten yürürlükte vardı. Ama 2012’de revize edilerek 6284 sayılı kanun olarak yürürlüğe girdi tabi ki birtakım yenilikler getirdi, yönetmeliği de yayınlandı, 6284 de getirilen en büyük yeniliklerden biri de idareye kadınlar şiddet gördüğü zaman başvurabiliyorlar idare de koruyucu önleyici tedbirleri alma yetkisine sahip oluyor idare dediğimiz daha önceki kanunlar da daha önceki uygulamalarda kadın şiddet gördüğü zaman emniyet birimlerini kolluk dediğimiz emniyet, savcılığa, mahkemeye başvuruyordular ama 6284 ile birlikte kaymakamlıklara da illerde de Valilik bünyesindeki bu birimlere başvurabiliyor.

Nafakayı sadece kadınlar mı alabiliyor?


Hayır tabi ki, yerleşik olarak toplumumuzun bir gerçeği var, çalışan erkekler daha fazla olduğu için, ekonomik bağımsızlık bakımından iş sahibi hanımlar daha dezavantajlı, bana gelen davalarda da eğer mal varlığı edinilecekse birlikte ediniyorlar ama mal varlığı erkeğin üzerine yapılıyor, zaten kadın çalışmıyorsa parayı erkeğin yönetmesi de son derece normal böyle olunca da boşanma davalarında ekonomik olarak dezavantajlı olan taraf kadınlar oluyor o yüzden uygulamalarda görüyoruz ki kadınlara daha çok nafaka hüküm ediliyor karı koca kavramlarında ise koca eğer ekonomik olarak boşanma ile bir mağduriyet yaşayacaksa aynı şekilde oda eşinden nafaka isteyebilir. Özetle her iki tarafta nafaka alabilir.


Evlilik süreci içinde mülkiyet hakkı nasıl oluyor alınan eşyalar boşanma esnasında bunlar nasıl paylaştırılıyor?
Nikahla birlikte ve nikahtan sonra da istedikleri mal rejimi seçme hakları var yani mal ortaklığını tercih etmiyorlar da herkes kendi edindiği malların kendisine ait olmasını istiyor bunu sözleşme marifeti ile değiştirebilirler fakat eğer öyle bir sözleşme yapmamışlarsa nikahtan sonra edinilen bütün mallarda iki eşinde ortak hakkı vardır.”

Ayrıca Kontrol Edin

Tarihi eser kaçakçısı yakalandı Yusufeli’nde tarihi eser kaçakçılığı operasyonunda toplam dört adet tarihi eser ele geçirildi.

Artvin-Yusufeli İlçe Jandarma Komutanlığı ve İstihbarat Şube Müdürlüğü personelinin katılımıyla 3 Şubat 2021 günü, icra …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir